Telafi çalışması nedir? Hangi durumlarda, nasıl yapılır?

Share on whatsapp
Share on linkedin
Share on email

ÖZET:

Çalışma hayatında karşılaşılan ve işin durmasına sebebiyet veren birçok durum esnek çalışma modellerini gündeme getirmiştir. Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işyerinde çalışmanın durması sebebiyle ortaya çıkan eksik çalışma süresini telafi etmek isteyen işveren, iki ay içinde kanun ve yönetmelikte belirtilen şekilde işçiyi normal çalışma süresinin dışında çalıştırma hakkına sahiptir. Telafi çalışmasının yasal sınırlar içinde en fazla ne kadar ve nasıl yapılacağı aşağıdaki yazımızda detaylı olarak incelenmektedir.

AÇIKLAMALAR:

4857 Sayılı İş Kanunu’nun 64. Maddesi uyarınca “Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine izin verilmesi hallerinde, işveren iki ay içinde çalışılmayan süreler için telafi çalışması yaptırabilir” denilmektedir. Yine aynı şekilde 06.04.2014 tarih 25425 sayılı resmi gazetede yayımlanan İş Kanuna İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği’nde telafi çalışması “Zorunlu nedenlerle işin durması, ulusal bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesi veya benzer nedenlerle işyerinde normal çalışma sürelerinin önemli ölçüde altında çalışılması veya tamamen tatil edilmesi ya da işçinin talebi ile kendisine 4857 sayılı İş Kanunu, iş sözleşmeleri ve toplu iş sözleşmeleri ile öngörülen yasal izinleri dışında izin verilmesi hallerinde, işçinin çalışmadığı bu sürelerin telafisi için işçiye yaptırılacak çalışma” olarak tanımlanmıştır.

Yukarıda belirtilen kanun ve yönetmelik maddelerinde açıklandığı üzere; kanunda sayılan çeşitli nedenlerden kaynaklanan, çalışılmayan sürelerin yerine mesai yapılması, telafi çalışması olarak adlandırılmaktadır.

İlgili mevzuatlar incelendiğinde telafi çalışması yapılabilmesi için üç ana neden sayılmıştır. Bunlardan ilki zorunlu nedenlerle işin durmasıdır. Buradaki zorunlu nedenler kavramı net olarak ifade edilememek ile birlikte her somut durum özelinde geniş anlamda değerlendirilmeli, ancak sadece ve sadece zorlayıcı (mücbir sebep) olarak anlaşılmamalıdır. Deprem, sel, su taşkınları, toprak kaymaları ve yangınlar vb. şeklindeki doğal afetler veya işyerinde kaynaklı başkaca zorunlu nedenlerin ortaya çıkması, örneğin işyerindeki üretim makinaların bakım ve onarımı nedeniyle çalışılamaması, işyerinin bulunduğu bölgede uzun süreli elektrik kesintilerinin olması nedeniyle işyerinin o gün tatil edilmesi durumda çalışılmayan sürelerin karşılığında işverenin telafi çalışması yaptırma hakkı bulunmaktadır.

Kanunda telafi çalışması yapılmasını mümkün kılan ikinci durum bayram ve genel tatillerden önce veya sonra işyerinin tatil edilmesidir.  Ülkemizde bayram ve genel tatillerin bitiş zamanın hafta tatiline yakın bir tarihte olması durumunda işverenler, mesai yapılması gereken günleri hafta tatili ile birleştirerek işyerinde daha uzun süreyle tatil ilan edebilmektedir. Bu durum söz konusu olduğunda, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 64. Maddesinin 1. Fıkrası işverene, çalışılmayan bu sürelerin sonradan çalıştırılarak tamamlanmasını isteme hakkı vermektedir.

Kanunda işverene telafi çalışması yaptırabilmesi imkânını veren üçüncü neden işçinin talebi ile kendisine izin verilmesidir. Kanunda belirtilen izin işçi özelinde verilen idari izin olarak kabul edilmektedir. Ayrıca işçinin talebine istinaden verilen izin kavramına bazı istisnalar getirilmiş olup, bu izinler “iş kanunu, iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmeleri ile öngörülen yasal izinler” dışında verilen izinler olarak tanımlanmıştır. İş kanunu, iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmeleri ile öngörülen, işçiye verilmesi zorunlu yasal izinlere hafta tatili, analık (doğum) izni, babalık izni,  evlenme izni, ölüm izni, yeni iş arama izni örnek olarak verilebilir. Sayılan bu durumların dışında işveren işçinin idari izin talebini kabul edip, kanunun verdiği hakka dayanarak işçinin çalışmadığı bu sürelere ilişkin telafi çalışması yaptırabilir.

İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 7. Maddesinin 2. Fıkrası işverenin telafi çalışmasını nasıl yaptıracağını belirtmiştir. İlgili yönetmelik uyarınca, telafi çalışması yaptıracak işveren, bu çalışmanın İş Kanunu’nun 64. Maddesinde sayılan hallerden hangisine dayandığını açıkça belirtmek ve hangi tarihte çalışmaya başlanacağını ilgili işçilere bildirmekle yükümlüdür.

Kanun metninden de anlaşılacağı gibi, telafi çalışması iki ay içerisinde yaptırılabilmekte ve yapılan telafi çalışmaları fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma olarak nitelendirilmemektedir. Ancak burada telafi çalışmalarının hangi süreyle yaptırılacağı büyük önem taşımaktadır. İş Kanununa İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliğinin 7. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca, telafi çalışmaları günlük en çok çalışma süresini yani on bir saati aşmamak koşuluyla uygulanabilmekte ve günde üç saatten fazla da yaptırılamamaktadır. Telafi çalışması yaptırmak isteyen işveren bunu işyerinde çalışılan günlere bölmek zorundadır. Yani işyerinde haftanın 5 günü çalışılıyorsa, cumartesi ve pazar günleri telafi çalışması yaptırılması mümkün değildir. Bu duruma ek olarak, işveren telafi çalışması yaptırılması halinde işbu telafi çalışmasının karşılığında, günlük çalışma süresinin üzerinde çalışan işçiler bu nedenle işverenden fazla mesai ücreti talep edememektedir.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin