SOSYAL AĞLAR HAKKINDA YENİ DÜZENLEME

Sosyal Ağlar Düzenlemesi Nedir?

31.07.2020 tarihli, 31202 Sayılı Resmi gazete ile yayınlanan “İnternet ortamında yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” (“Kanun”) ile birlikte bazı yeniliklerin yanı sıra Kanun’a “sosyal ağ sağlayıcı” tanımı eklenmiş bulunmakta. Bu tanım, internet ortamında sesli, görüntülü, yazılı yayın yapan ve sosyal etkileşim amacı güden tüm gerçek ve tüzel kişileri kapsıyor. Tanım, ilk bakışta yalnızca Facebook, Instagram, Twitter vb. popüler sosyal medya platformlarının kapsandığı düşündürmekte ve hatta düzenlemenin ağırlıkla bu platformlara yönelik olduğu aşikar olsa da tanımın geniş ve soyut yazılmış olmasından dolayı kullanıcıların yorum veya içerik girebildiği forum, blog, satış siteleri vb. pek çok platformun bu tanım kapsamına girmesi de muhtemeldir. Nitekim düzenleme ağırlıklı olarak “sosyal ağ sağlayıcı” tanımına girecek gerçek veya tüzel kişilere ek yükümlülükler getiriyor.

Düzenleme ile Gelen Yenilikler Nelerdir?

Düzenlemede ile gelen köklü yeniliklerden biri Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan dış kaynaklı her sosyal ağ sağlayıcının Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğudur. Düzenlemedeki amacın; internet kullanıcılarının kişisel başvurularında veya kamu kurumlarının sosyal platformlara yaptığı bildirimlerinde ve kapatılma, içerik kaldırma, erişim engelleme gibi kararların uygulamasında yaşanan zorlukların aşılması için sosyal ağ sağlayıcılarla sağlıklı iletişim ilişkisinin tesis edilmesi olduğu ifade edilmektedir. Yeni düzenlemeye göre Kanun’un yürürlüğe giriş tarihi 01.10.2020’den itibaren sosyal ağ sağlayıcı sıfatına haiz kişi ve kurumlara ilk aşamada Türkiye’de temsilci bulundurmamaları halinde 10 milyon lira idari para cezası kesilecek olup, 30 günlük bekleme süresi içinde temsilci atanmazsa 30 milyon lira para cezası verilecektir. Temsilci bulundurma yükümlülüğünün halen yerine getirilmemesi halinde, sosyal ağ sağlayıcısının Türkiye’de bulunan vergi mükellefi olan gerçek ve tüzel kişilerden reklam alması üç aylığına yasaklanacak ve ihlale devam edilmesi durumunda Bilgi Teknolojileri Kurum Başkanlığı (BTK), sulh ceza mahkemelerine başvuracaktır. Bu başvuru üzerine mahkeme ilk aşamada sosyal ağ saylayıcısına yüzde 50 bant daralma cezası verebilecektir. Hakim kararlarının, otuz günlük süre içinde talebin karşılanmaması durumunda bant daraltma cezası yüzde 90’a çıkartılabilecektir. Bant daraltma kararları erişim sağlayıcılar tarafından 4 saat içerisinde yerine getirilecektir.

Bilindiği üzere Kanun’un 9.maddesi uyarınca internet ortamında bulunan içerik nedeniyle kişilik hakkının saldırıya uğradığını iddia eden gerçek ve tüzel kişiler öncelikle içerik sağlayıcısına, buna ulaşamamaları halinde ise yer sağlayıcıya, söz konusu içeriğin yayından kaldırılmasını talep edebilmekte ve İçerik sağlayıcıya veya yer sağlayıcıya başvurunun yanı sıra internet ortamında yayınlanan içerik ile kişilik hakkı ihlal edildiğini iddia eden gerçek/tüzel kişi sulh ceza mahkemesine başvuruda bulunarak içeriğin kaldırılmasını talep edebilmekte idi. 

Yeni düzenleme ile bu sürecin daha hızlı ve fonksiyonel işletilmesi için bazı adımlar atılmıştır. Bu itibarla kişi, kişilik haklarıyla ya da özel hayatın gizliliğiyle ilgili mağduriyet ve ihlal meydana geldiğini düşünüyorsa mahkeme başvurusunda bulunmadan sosyal ağ sağlayıcısının Türkiye’deki gerçek veya tüzel temsilciliğine direkt başvurabilecek. Temsilcinin ise işbu başvuruya en geç 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz yanıt vermesi gerekecektir. İçeriğin kaldırılması talebine olumsuz yanıt veren sosyal ağ sağlayıcısının bu yanıtını meşru biçimde gerekçelendirilmesi gerekecektir. Temsilciye yapılan başvuruya en geç 48 saat içerisinde cevap alınamaması durumunda sosyal ağ sağlayıcısına 5 milyon TL idari yaptırım öngörülmekte. 

Ayrıca yeni düzenleme ile, temsilcilik kişilik hakkı ve özel hayat ihlali ile ilgili başvurular hakkında 6 aylık sürelerle raporlama yapmak zorunda olacak. Altı aylık raporlamanın yapılmaması durumunda 10 milyon liralık idari para cezası uygulanacak.

Kanun değişikliğinin dikkat çeken bir başka düzenlemesi de uzun zamandır AB ve tüm dünyada tartışılan unutulma hakkının uygulanmasına yönelik aksiyonlardır. Bu kapsamda kişilerin, kişilik haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle sulh ceza mahkemelerine yaptıkları başvurularda içeriğin kaldırılması veya erişimin engellenmesi taleplerinin yanı sıra isimlerinin söz konusu içeriklerin yer aldığı platformlarla ilişkilendirilememesini de talep edebilecektir. Mahkeme kararında unutulma hakkı da gözetilerek ilgili arama motorlarına kişinin isim araması yapıldığında talebe konu internet sitesi sonuçlarının çıkmaması (indeksten çıkartma) konusunda bildirimlerin yapılması da gündeme gelecektir. 

Yeni Düzenlemelerin Sosyal Medya Kullanıcıları Üzerindeki Etkisi Nasıl Olacak?

Açıklanmış olduğu üzere yeni düzenlemenin asıl amacının; sosyal medya platformlarında yayınlanan içerikler aracılığı ile kişilik hakkı ihlallerinin önüne geçilmesi, bu yönde içerik kaldırma, erişim engelleme gibi kararların icrasının kolaylaştırılması olduğu öne sürülmektedir. Nitekim sosyal medya platformlarının Türkiye temsilciliklerinin kurulması ile muhatap sağlanması ve sürecin daha sağlıklı yürütülmesi yeni düzenlemenin çıkış noktasıdır. Türkiye temsilciliklerinin kurulması ile sosyal ağ saylayıcılarının Türkiye’deki faaliyetlerinin regüle edilmesi ve kişilik hakkı ihlaline sebep teşkil eden içeriklerin kaldırılmasının hızlandırılması hedeflense de bu durumun denetim sınırlarını aşarak,  ifade özgürlüğü hakkının ihlali sorununu gündeme getirmesi söz konusu olabilecektir. Bu kapsamda düzenlemenin kendisinden ziyade uygulanmasındaki aşırılıklar, direkt olarak sosyal medya kullanıcısında da paylaşacağı içerikten şüphe etmesine sebep olabilecek, kişide özgür ifade hakkını kullanmaktan çekinme hali de yaratabilecektir. Zira yeni düzenleme ile internette kişilik hakları ihlallerinin bertaraf edilmesinin uygulama ayağı güçlendirilmiştir ancak, Türkiye’de kurulan sosyal ağ temsilciliklerinin pratikte her bir engel ve kaldırma kararını itiraz etmeden uygulama eğiliminde olacak olması da sistematik bir sansür uygulamasının yolunu açabilecektir. 

Nihayetinde benzer uygulama, düzenlemelerin AB birliği ülkeleri ve tüm dünyada mevcut olduğu, ülkemizde de dijital platformların belirli kurallar dahilinde regüle edilmesi gerekliliği, devletin vatandaşlarının kişilik haklarını korumak üzere bu mecralar için de önlemler alması gerektiği inkar edilemez bir gerçektir. Ancak burada asıl dikkat edilmesi gereken; kişilik hakkı ihlallerinin önlenmesi için uygulanacak aksiyonların; kişilerin ifade özgürlüğüne halel getirmemesi, iki hak arasındaki hassas menfaat dengesinin özen ve itinayla kurulmasıdır.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin