SINIFLANDIRMA İLKESİ ve MARKA REDDİNE ETKİSİ

ÖZET

Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca marka; sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretler olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla haksız menfaat sağlanmaması adına markaların iltibas yaratıp yaratmadığı, marka haklarına tecavüz edilip edilmediği oldukça önemlidir. Fakat farklı ürün veya hizmet gruplarında benzer markalar görülebilmektedir. Bunun nedenlerinden birini sınıflandırma ilkesi oluşturmakta olup, elbette ki bahsedilen ilke markaların hükümsüzlüğünün önüne tek başına geçmemektedir. Marka hukukunda sınıflandırma ilkesi ise, son zamanlarda markanın reddi davalarında ön plana çıkan ve son derece önem arz eden bir hale bürünmüştür. Bu makalede sınıflandırma ilkesinin markalar üzerindeki ve marka reddine olan etkisinden bahsedilecektir.

MALLARIN VE HİZMETLERİN SINIFLANDIRILMASINA İLİŞKİN NACE SINIFLARI

Markaların tescilinde, başvuranın hangi mal/hizmet sınıfı için yapıldığı hususu markanın tescil amacı için çok önemli olup Sınai Mülkiyet Kanunu Madde 11’de Nis Anlaşmasına atıf yapılmış ve tarafı olduğumuz bu anlaşma uyarınca başvuruya konu mal ve hizmetlerin ait olduğu sınıflarda ve sınıf numaralarını Nis Anlaşmasına dayanarak sınıflandırılacağını belirtmiştir.

08.05.1961 tarihinde yürürlüğe giren Nice Antlaşması’na taraf ülkeler açısından markaların tescil amaçlarına yönelik mal ve hizmetlerin ortak bir sınıflandırma sistemi kurma amacına hizmet eder. Ülkemiz Nice Anlaşması’na 12.07.1995 tarih ve 95/7094 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katılmıştır. Bu kapsamda Nice Anlaşması ile getirilen sınıflandırılma ülkemizde “Marka Tescil Başvurularına Ait Mal ve Hizmetlerin Sınıflandırılmasına İlişkin Tebliğ” ile yapılmıştır.

Buna göre sınıflandırma; açıklayıcı bilgiler ile birlikte sınıfların listesinden ve listede yer alan tüm mal ve hizmetlerin ait olduğu sınıfın belirtilmiş olduğu sınıfın malların ve hizmetlerin alfabetik listesinden oluşmaktadır.

SINIFLANDIRMA İLKESİNİN HÜKÜZSÜZLÜĞE ETKİSİ

Sinai Mülkiyet Kanunu 5/1-a maddesi kapsamında bir markanın başkası tarafından kullanılması ve tescilinin önleme yetkisi, tescil kapsamında bulunan mal/hizmetlerle aynı veya aynı tür mal/hizmetlerle sınırlıdır. Bu sınırlandırma öğretide “Sınıflandırma İlkesi” olarak da adlandırılmaktadır. Kanun koyucu bu durumu açık bir şekilde belirtmiş olup, markaların tesciline ilişkin sağlanan korumanın üçüncü kişiler aleyhine sınırlama getirilmemesi için markanın hangi sınıflarda mal ve hizmetler için kullanacağı önemle belirlenmeli olup, farklı sınıflarda markaların Sınıflandırma İlkesi ve ilgili somut olaya göre yapılan değerlendirmeler sonucunda tescilinin mümkün olduğu kanunda görülmektedir.

Burada değerlendirme konusu olan bir diğer nokta farklı mal ve hizmet kapsamındaki markaların, benzer veya aynı olduğu durumlarda, somut olaylara göre farklı değerlendirmeler yapılıyor olmakla birlikte, farklı sınıflara yani farklı mal ve hizmetlere yönünden ilgili markaların tüketici tarafından karıştırılma ihtimali olup olmadığıdır. İstisnai durumlar hariç olmak üzere daha önceden tescil edilmiş olan marka ile aynılık veya benzerlik taşıyan marka, farklı mal ve hizmetler yönünden tescil edilmek isteniyor olsa bile bu durumda her iki marka arasında tüketici tarafından karıştırılma ihtimali söz konusu olacak ise, bu halde daha önce tescil edilmiş olan markanın sahibi, bu markanın tescil edilmesine ilişkin itiraz edebilir.

TANINMIŞ MARKA İLE SINIFLANDIRMA İLKESİNİN İLİŞKİSİ

Markanın, tescil edilmiş marka ile diğer markanın aynı veya benzeri olmakla birlikte, farklı mallar veya hizmetlerde kullanılabildiğini, her olaya göre somut değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, yukarıda açıklamıştık. Ancak, kanun koyucu Sınai Mülkiyet Kanunu madde 6’da nispi ret nedenlerini düzenlenmiş olup tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış olan markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir. Yine aynı kanun maddesinde Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6. maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedileceği belirtilmiştir.

Sınıflandırma ilkesi ve belirlilik ilkesi gereğince bir marka ancak tescil edilmiş olduğu mal ve hizmetler kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak tanınmış markaların sahip olduğu itibar dikkate alındığında, somut olaya göre değerlendirilerek, belli başlı kriterler sonucunda tescili istenen marka ile tanınmış marka farklı sınıflarda olsa bile mal ve hizmetler ortalama bir tüketici nezdinde benzer olarak düşünülebilir.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin