SENDİKAL HAKLARIN GÜVENCESİ VE SENDİKAL HAKLARIN ENGELLENMESİ SUÇU

Share on whatsapp
Share on linkedin
Share on email

Sendika özgürlüğü genel olarak, çalışanlar ve işverenlerin, önceden izin almaksızın örgütlerini serbestçe kurabilme, bireysel olarak serbestçe bu örgütlere üye olabilme, tüzük ve iç düzenlemelerini özgürce yapabilme, temsilcilerini serbestçe seçebilme, yönetim ve etkinlikleri ile iş programlarını serbestçe düzenleyebilme hakkını ifade etmektedir. Bireysel sendika özgürlüğünün korunmasının üç boyutu olduğu ifade edilmektedir: Üyeler, işyeri sendika temsilcileri ve sendika yöneticileri.

Sendika özgürlüğünün korunmasının ilk boyutunu oluşturan üyelerle ilgili korumalara, 6356 sayılı Kanun’un 25. maddesinin l. fıkrasında, “İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz.” denilmek suretiyle yer verilmiştir. Söz konusu maddenin 2. fıkrasında, “İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz.” denilmiş, 3. fıkrada ise “İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz.” şeklinde düzenlenmiştir. 25. maddenin 4 ila 9. fıkraları arasında ise işçinin iş sözleşmesinin sendikal nedenlerle feshedilmesi halinde işçinin sahip olduğu haklar ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. İşçinin İşveren aleyhine işe iade davaları açması ve bu davanın İşveren aleyhine sonuçlanması durumunda;

  • Mahkemelerce feshin geçersizliği ile davacının işe iadesine, 
  • 4 aylık boşta geçen süre ücreti ile diğer haklarının davacıya ödenmesine (4 aylık sürenin işçinin kıdemine eklenmesi nedeniyle oluşacak fark kıdem tazminatı ile oluşması halinde fark ihbar tazminatı, fark yıllık izin ücreti), 
  • 12 aylık ücret tutarından az olmamak üzere Mahkemece belirlenecek sendikal tazminatın ise işçinin işe başlatılması veya başlatılmaması koşuluna bağlı olmaksızın davacıya ödenmesine,
  • Yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin davacı tarafa ödenmesine karar verilecektir.

Sendika özgürlüğünün korunmasının ikinci boyutunu işyeri sendika temsilcileriyle ilgili koruyucu hükümler oluşturmaktadır. Sendika özgürlüğünün kullanılmasında sendika işyeri temsilcilerinin çok önemli bir yeri bulunmaktadır. Zira sendikal hakların kullanılması, toplu iş sözleşmesinin uygulanması ve denetimi, sendika üyesi işçilerin sendika ve işveren ile iletişiminin sağlanması, şikayet, disiplin ve uyuşmazlık çözümü işlevlerinin yerine getirilmesi ve örgütlenme faaliyetinin yürütülmesi işyeri düzeyinde gerçekleştirilecektir. İşverenle iş ilişkisi devam eden bu temsilcilerin işlevlerini sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmeleri, diğer sendika çalışanlarına göre feshe ve ayrımcılığa karşı daha güçlü biçimde korunmalarını zorunlu kılmaktadır. 

Sendika özgürlüğünün korunmasının üçüncü ve son boyutunu sendika yöneticisiyle ilgili koruyucu hükümler oluşturmaktadır. Bununla ilgili koruma mekanizmalarına 6356 sayılı Kanun’un 23. maddesinde yer verilmiştir. Söz konusu madde şu şekildedir: “İşçi kuruluşunda yönetici olduğu için çalıştığı işyerinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi askıda kalır. Yönetici dilerse işten ayrıldığı tarihte iş sözleşmesini bildirim süresine uymaksızın veya sözleşme süresinin bitimini beklemeksizin fesheder ve kıdem tazminatına hak kazanır. Yönetici, yöneticilik süresi içerisinde iş sözleşmesini feshederse kıdem tazminatı fesih tarihindeki emsal ücret üzerinden hesaplanır. İş sözleşmesi askıya alınan yönetici; sendikanın tüzel kişiliğinin sona ermesi, seçime girmemek, yeniden seçilmemek veya kendi isteği ile çekilmek suretiyle görevinin sona ermesi hâlinde, sona erme tarihinden itibaren bir ay içinde ayrıldığı işyerinde işe başlatılmak üzere işverene başvurabilir. İşveren, talep tarihinden itibaren bir ay içinde bu kişileri o andaki şartlarla eski işlerine veya eski işlerine uygun bir diğer işe başlatmak zorundadır. Bu kişiler süresi içinde işe başlatılmadığı takdirde, iş sözleşmeleri işverence feshedilmiş sayılır. Yukarıda sayılan nedenler dışında yöneticilik görevi sona eren sendika yöneticisine ise başvuruları hâlinde işveren tarafından kıdem tazminatı ödenir. Ödenecek tazminatın hesabında, işyerinde çalışılmış süreler göz önünde bulundurulur ve fesih anında emsalleri için geçerli olan ücret ve diğer hakları esas alınır. İşçinin iş kanunlarından doğan hakları saklıdır”.

Sendika özgürlüğü, bireysel ve kolektif sendika özgürlüğü olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bireysel sendika özgürlüğü de kendi içinde olumlu ve olumsuz bireysel sendika özgürlüğü olarak ikiye ayrılmaktadır. Olumlu bireysel sendika özgürlüğüne örnek olarak, kişilerin özgürce sendika kurmaları, kurulmuş sendikalara üye olmaları veya sendika faaliyetlerine katılmalarını gösterebiliriz. Olumsuz bireysel sendika özgürlüğüne örnek olarak, kişilerin sendikaya üye olmama, üye oldukları sendikadan ayrılma, sendika faaliyetlerine katılmama hakları gösterilebilir. Kolektif sendika özgürlüğünün ise, sendikanın, kişilerden bağımsız tüzel kişi niteliğiyle kendi varlığını koruma (serbestçe kurulabilme, tüzüklerini ve örgütünü serbestçe düzenleyebilme, üyelerin sendika disiplinine aykırı davranışlarında disiplin cezası verebilme, mahkeme kararıyla feshedilebilme gibi), sendikaya üye çekme faaliyetinde bulunma (propaganda) ve kendine özgü faaliyette bulunma olmak üzere üç yönü vardır. Kolektif sendika özgürlüğünde, kişilerin değil, sendikanın faaliyetleri korunmaktadır. Kolektif sendika özgürlüğüne örnek olarak, sendikanın aidat toplaması, üye kaydetmesi, toplu iş sözleşmesi, grev veya lokavt yapması, faaliyetlerini serbestçe yapabilmesi, konfederasyon kurması, konfederasyona üye olması veya üyelikten ayrılması örnek gösterilebilir.

Türk Ceza Kanunu’nun “Sendikal Hakların Kullanılmasının Engellenmesi” başlıklı 118. maddesi; “Bir kimseye karşı bir sendikaya üye olmaya veya olmamaya, sendikanın faaliyetlerine katılmaya veya katılmamaya, sendikadan veya sendika yönetimindeki görevinden ayrılmaya zorlamak amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla bir sendikanın faaliyetlerinin engellenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur” şeklinde düzenlenmiş bulunmaktadır.  “Cezanın şahsiliği” prensibi gereği, bahse konu yasal düzenlemeye aykırı tutum ve davranışların tespiti halinde “sendika” veya “şirket” tüzel kişilikleri yaptırıma tabi olmayacak, söz konusu eylemi yerine getiren kişi, örneğin İşveren Vekili veya Sendika temsilcisi suçun şüphelisi olacaktır. Yine söz konusu suç tehlike suçu olarak düzenlendiğinden, suçun gerçekleşmesi için sendikal hakkın kullanılmasının engellenmesi gerekmemekte, sendikal özgürlüğün engellenmesi için cebir veya tehdidin kullanılmış olması yeterli sayılmaktadır.

 

Avukat Ayça Kortel

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin