KARAR İNCELEMESİ – AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ (AİHM) LÓPEZ RIBALDA VE DİĞERLERİ / İSPANYA (Başvuru No: 1874/13 ve 8567/13)

Share on whatsapp
Share on linkedin
Share on email

Özet

İşverenin, işçi ve işyeri üzerinde uyguladığı tedbirler teknolojinin gelişmesiyle her geçen gün artmakta olup söz konusu tedbirlerin bireyin üzerindeki etkileri ve yarattığı kısıtlamalar hukuki zeminden çıkılması ihtimali doğurmaktadır. Gizli kamera uygulaması bu konuya verilebilecek en iyi örneklerden birini oluşturmaktadır. Bir tarafta işverenin yönetimsel yükümlülükleri diğer tarafta işçinin özel hayatının gizliliği temel hakkının bulunduğu bu durumda menfaat değerlendirmesinin büyük bir özen ve dikkatle yapılması gerekmektedir. Bu değerlendirmenin gereklerini ve esaslarını daha iyi anlamak amacıyla mevcut çalışmada gizli kamera uygulamasını esas alan bir Avrupa insan hakları mahkemesi kararı incelenmiştir.

 

Giriş

İşveren işçi ilişkisi eşit olmayanlar arası bir hukuki durum yaratmakta olup işverenine karşı daha kısıtlı yetkilerle donatılmış çalışanın kendini savunması ve temel haklarını güvence altına alabilmesi gelişen teknolojik yöntemlerle her geçen gün daha da zorlaşmakta ve tam da bu sebeple daha yüksek ve etkili bir koruma mekanizması gereksinimi doğmaktadır. Bu kapsamda birçok uyuşmazlık yargıya taşınmış olup bu çalışmada yalnızca işyerindeki gizli kamera uygulamasının bireyin toplumdaki kişisel varlığını korumasını sağlayan özel hayata saygı hakkına etkisini esas alan yakın tarihli bir Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı üzerinde durulacaktır.

 

Olay Özeti

Karara esas olayda, İspanya’da bir süpermarket yöneticisi market stokları ve satış kayıtları arasında süre gelen tutarsızlıkları keşfetmesi ve bu tutarsızlığa çalışanların sebep olduğuna dair ciddi şüphe duyması sonucu marketin giriş çıkışlarına ve kasalara bakan noktalara kamera yerleştirmiştir. İşveren, sonrasında yapılan bir toplantıda çalışanları hırsızlık ihtimaline karşı konulan bu kameralardan haberdar etmiş fakat kasalara bakan gizli kameraları bu bilgilendirmeye dahil etmemiştir. 10 gün sonunda çalışanların da dahil olduğu hırsızlıklar tespit edilmiş ve işveren tarafından 14 çalışanın işine disiplinel sebepler gerekçe gösterilerek son verilmiştir Bu süreçte bazı başvurucular işveren ile bir anlaşma imzalayarak feshi kabul ettiklerini, karşılıklı olarak birbirlerinden herhangi bir taleplerinin olmayacağını ve bu durumu ileride herhangi bir hukuki uyuşmazlığa konu etmeyeceklerini, işveren ise bunların karşılığında hırsızlığı ceza soruşturmasına konu etmeyeceğini taahhüt etmiştir.

 

Hukuki Mesele

Dosyada beş başvurucu mevcut olup her biri gizli kamera uygulaması ile özel hayatın gizliliğini esas alan ve devlete bu hakka saygı duyma ve güvence sağlama yükümlülüğü yükleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 8. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. 3,4 ve 5. başvurucular bu iddialarına ek olarak fesih sürecinde işveren ile imzaladıkları anlaşmanın da korku ve baskı altında yapıldığını ileri sürerek geçersiz sayılması gerektiğini, aksi takdirde AİHS md.6’da düzenlenen adil yargılanma haklarının da ihlal edilmiş olacağını iddia etmiştir. Bu kapsamda aşağıda başvurucuların iddialarının yargılama sürecindeki değerlendirmeleri üzerinde durulacaktır.

 

Yerel Mahkeme Değerlendirmesi

Başvurucular feshe dayanak olan gizli kamera kayıtlarının usulüne uygun elde edilmediğini, delil olarak kullanılmalarının adil yargılanma haklarını ihlal edeceğini ileri sürmüştür. Bu iddialar doğrultusunda kamera ile izleme tedbiri gereklilik, elverişlilik ve ölçülülük kriterleri esas alınarak incelenmiş olup inceleme neticesinde işverenin söz konusu tedbiri uygulamada işyeri güvenliği ve yönetimsel düzen gibi meşru menfaatlerinin bulunduğu, ciddi suç şüphesinin varlığı ve izlemenin gerek süre gerekse yer bakımından amaçla sınırlı uygulandığı göz önünde bulundurularak tedbirin hukuka uygunluğuna karar verilmiştir. İnceleme kapsamında işverenin çalışanları bilgilendirme yükümlülüğünün eksiksiz yerine getirildiği durumda, hırsızlığın ve hırsızlığa dahil olan işçilerin tespitinin çok zorlaşacağı dikkate alınarak tedbirin ölçülülüğüne karar verilmiştir.

İşveren ile işçiler arasında yapılan anlaşmanın geçersizliği iddiasında ise sendika temsilcisinin beyanlarına başvurulmuş olup bahsi geçen anlaşmaların baskı ve korku altında yapılmadığı, karşılıklı taahhütler içerdiği, tüm işçilerin değil yalnızca tercih edenlerin imzaladığı gerekçeleriyle geçerliliğine karar verilmiştir.

 

AİHM Değerlendirmesi

Ulusal mahkemelerin etkin koruma sağlayamadığını ileri süren başvurucular adil yargılanma (AİHS md. 6) ve özel hayata saygı (AİHS md. 8) temel haklarının ihlal edildiğine ilişkin iddiaları ile AİHM’e başvurmuştur.

Yargılama sürecinde başvurucuların md.8 ile korunan menfaatleri ile işverenin yöneticilik vasfından doğan işyerinin düzenini ve güvenliğini sağlama yükümlülükleri birlikte değerlendirilmiştir.  Bu kapsamda öncelikle meşru amaç şartı incelenmiş olup mahkeme işyeri hesaplarında süregelen tutarsızlıkların yarattığı şüphenin işverenin yükümlülükleri kapsamında uygulanan tedbir için meşru bir amaç teşkil ettiği kanısına varmıştır. Üzerinde durulan diğer bir kıstas, çalışanlara gerekli bilgilendirmenin sağlanıp sağlanmadığıdır. AİHM bilgilendirme şartının temelini işçiyi işverenin iş ilişkisindeki üstün konumuna karşı koruma gereksiniminden aldığını, bu nedenle kamera ile izleme tedbirinin esaslı unsurlarından biri olduğunu belirtmiş fakat aynı zamanda bu şartın hukuka uygunluk kıstaslarından yalnızca birini oluşturduğuna değinerek ölçülülük değerlendirmesinin bir bütün halinde gerçekleştirilmesine karar vermiştir. İncelemenin devamında mahkeme, gizli kameraların yalnızca hırsızlığın ortaya çıkarılmasına hizmet eden 10 günlük süre boyunca kayıtta kaldığı, görüş alanının sadece şüpheli işlemlerin gerçekleştiği kasaları ve bu alanlarda çalışanları kapsadığı gerekçeleriyle tedbirin kapsamını sınırlı bulmuştur. Bunlara ek olarak, işlevi gereği insanlarla iç içe bulunulan süpermarkette mahremiyet beklentisinin de yüksek olmaması gerektiği belirtilerek gizli kamera uygulamasının somut olayın şartlarında ölçülü olduğuna ve AHİS madde 8’in ihlal edilmediğine karar verilmiştir.

Başvurucuların, gizli kamera kayıtlarının temel haklarının ihlali vasıtasıyla elde edildiği ve bu sebeple yargılamada delil olarak kullanılmalarının hukuka uygun olmadığı iddiası, incelemeler kapsamında herhangi bir temel hak ihlalinin tespit edilememesi sebebiyle reddedilmiştir. AİHM yargılaması kapsamında son olarak işveren ile üç işçi arasında gerçekleşen anlaşma incelenmiş ve yerel mahkemenin gerekçeleri desteklenerek herhangi bir ihlal bulunmadığına karar verilmiştir.

 

Kararın İş İlişkisinin Tarafları Açısından Değerlendirilmesi

Temelini menfaat karşılaştırması ve ölçülülük değerlendirmesinin oluşturduğu incelemeler sonucunda ulaşılan tespitler, bulunulan tarafa bağlı olarak farklı yorumlara konu oluşturabilmektedir. Terazinin bir ucunda iş sözleşmesinin daha az güçlü tarafı çalışan varken ve sahip olduğu tek güvencesi yasal düzenlemeler iken bu güvencelere müdahalelerin ölçülülük ile haklılaştırılması işçinin sahip olduğu hukuki korumayı belirsiz bir hale getirmektedir. Karara göre, tedbire konu fiilleri ceza soruşturmasında “hafif suç” olarak nitelendirilen çalışanların özel hayatları, yargı mercii konumunda olmayan işverenleri tarafından bilgilendirme yapılmaksızın izlenebilmekte olup bu durum herhangi bir temel hakkın ihlaline sebep olmamaktadır. İşyeri güvenliği ve işleyiş düzeni her iki tarafa da fayda sağlaması gereken bir amaç iken uygulanan araç ile yalnızca işverene hizmet eder hale gelmiş, çalışana etkisi özel hayata müdahaleden öteye gidememiştir.

İnceleme konusu karar menfaat terazisinin diğer tarafında yer alan işveren için de önem arz etmektedir. Gerek kanundan gerekse yönetici vasfından kaynaklanan yükümlülükleri kapsamında dönem dönem belirli tedbirlere başvurması gereken işveren, yasal olarak korunan alanlara müdahaleden kaçınırken yükümlülüklerini yerine getiremediği bir döngüye dahil olabilmektedir. Tam bu noktada, AİHM’in mevcut kararında ölçülülüğe bütüncül bakışı gibi, lafzın amaçsal yorumla desteklenmesi gerekmektedir. İşverenin gizli kamera uygulamasına ilişkin bilgilendirme eksikliği gerek yargı mercilerince gerekse kararın yorumlanması safhasında genel kabul görmüş hususlardan birini oluşturmasına rağmen AİHM’in bütüncül yaklaşımı ile bilgilendirmedeki eksikliğin tek başına tedbirin hukuka aykırılığı sonucunu doğurmayacağı kanaatine varılmıştır. Bu değerlendirme sonucunda işyerinde uygulanacak tedbirlerin, uygulanma amaçlarıyla birlikte değerlendirilerek bütüncül bir yaklaşımla ölçülülük testinden geçirilmesi gerekecektir.

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin