BREXITİN TÜRKİYEYE EKONOMİK ETKİLERİ VE İNGİLTERE İLE YAPILAN SERBEST TİCARET ANLAŞMASI

İngiltere’nin 2016 yılında yapmış olduğu referandum ile başlayan ve 30 Ocak 2020 tarihinde Avrupa Birliği’nden ayrılması ile geçiş dönemine evirilen Brexit süreci, 24 Aralık 2020 tarihinde imzalanan ticaret anlaşması ile resmen sonuçlandı. İngiltere ve Avrupa Birliği’nin üzerinde uzlaştığı söz konusu ticaret anlaşması, 1 Ocak 2021’den itibaren tarafların gümrüksüz, kotasız ve herhangi bir kesinti olmaksızın ticaret yapabilmesine imkân tanımaktadır. 

Ancak AB ile İngiltere arasında yürütülen Brexit geçiş sürecinin sona ermesiyle birlikte, İngiltere artık Gümrük Birliği tarafı olmayacağı için Türkiye ile ticari ilişkilerde durağanlaşma ve sorunlar oluşabileceği öngörülmekteydi. Ne var ki, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında, ticari faaliyetleri sekteye uğratmamak amacıyla 29 Aralık 2020’de imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

 

Türkiye ve AB arasındaki Gümrük Birliği Anlaşması

Brexit öncesinde İngiltere ve Türkiye arasındaki ticaret ilişkileri, 1995 yılında AB ile Türkiye arasında kabul edilen ve 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği Anlaşması ile düzenleniyordu. Yalnızca sanayi ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsayan gümrük birliği sayesinde bahsi geçen ürünler gümrük alanı içinde, miktar kısıtlaması ve gümrük vergisi olmaksızın serbestçe dolaşabilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülkelerden biri olduğu da düşünüldüğünde, İngiltere’nin Gümrük Birliği’nden ayrılacak olması nedeniyle gümrük vergisi olmaksızın ticarete devam edebilmek, Türkiye’deki iş dünyası açısından büyük önem taşımaktadır.

Gümrük Birliği Anlaşması gereğince Türkiye, Avrupa Birliği’nin ticaret anlaşması imzalamadığı ülkelerle Serbest Ticaret Anlaşması ya da benzeri ticari anlaşmalar yapamamaktadır. Dolayısıyla Türkiye ve İngiltere arasındaki ticaretin gümrük vergisi olmadan devam edebilmesi için öncelikle İngiltere ve AB’nin anlaşmaya varması gerekiyordu. Bu nedenle, Birleşik Krallık ile AB tarafından mutabık kalınan 24 Aralık 2020 tarihli ticaret anlaşması, Türkiye ile Birleşik Krallık arasında da Serbest Ticaret Anlaşması imzalanabilmesinin hukuken önünü açmıştır. 

 

Brexit’in Türkiye Ekonomisindeki Yansımaları

İngiltere ile Türkiye arasındaki ithalat- ihracat rakamlarının büyüklüğü, Türkiye’nin Brexit’ten doğrudan etkilenmesine yol açmıştır. Türkiye’de en fazla yabancı yatırımı bulunan ülkelerden birinin İngiltere olduğu bilinmektedir. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD) tarafından hazırlanan 2020 Dünya Yatırım Raporu’na göre; toplam stokların %60’ından fazlasını oluşturan finans, imalat ve enerji pazarları Türkiye’de en yüksek DYY (Doğrudan Yabancı Yatırım) miktarını çeken sektörler arasında yer almıştır.  

Yukarıda bahsedilen stoklar açısından toplam yabancı yatırımın;

  • %16,1’ini lider konumda olan Hollanda,
  • %7,6’sını ABD,
  • %7’sini ise Körfez ülkeleri- çoğunlukla Katar- oluşturmaktadır.

İngiltere, 2020 yılı verilerine göre, Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkeler arasında 11. sırada, ihracat yaptığı ülkeler arasında ise 4. Sırada (2019 verileri ile karşılaştırıldığında ihracat sıralamasında 2.sırada olan İngiltere’nin bu alanda gerilediği görülmektedir.) yer almaktadır. Her ne kadar 2019 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre yüzde 12 civarında azalarak, 16 milyar 297 milyon dolar kaydedilmişse de İngiltere yüzde 4,4’lük pay ile Türkiye’nin altıncı büyük ticaret ortağı olmayı sürdürmüştür. 2020 yılının Ocak-Ekim ayları arasında da ticaret hacmi azalmaya devam etmiş ve TÜİK tarafından iki ülke arasındaki ticaret hacmi 13,5 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. 

  • Türkiye’nin İngiltere’ye ihraç ettiği ürünlerin başında altın, tekstil ve hazır giyim ürünleri, elektrikli ve elektriksiz makineler, motorlu taşıtlar, demir çelik ürünleri, izole edilmiş teller, kablolar ve diğer elektrik iletkenleri gelmektedir. 
  • Türkiye’nin ithal ettiği ürünler arasında ise dizel, yarı dizel motorlar, otomobil, demir çelik döküntü ve hurdalar ile tedavi ve korunma kullanılmak üzere hazırlanan ilaçlar bulunuyor.

Brexit süreci ile birlikte İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılarak Gümrük Birliği’nin dışında kalması sonucunda Türkiye ile Birleşik Krallık arası Gümrük Birliği ilişkisi de 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle sona ermiştir.  Bu durum, İngiltere ile yapılan ihracatın yaklaşık %75’inin gümrük vergisine tabi olmasına ve 3 milyar dolara yakın bir zarar ile karşı karşıya kalınması ihtimalini doğurmuştur. Bunun yanı sıra otomotiv ve elektroniğin tamamı, tekstil ve hazır giyimin tamamına yakınına ortalama %10 devlet vergisi gelmesi de söz konusu olmuştur. Dolayısıyla mevcut ortamdan kaynaklı bu belirsizliğin dış ticaret açığına yol açabileceği gündeme gelmiştir. 

 

Türkiye ile İngiltere Arasında İmzalanan Serbest Ticaret Anlaşması Neler Getiriyor?

Yukarıda bahsi geçen belirsizlik, Türkiye ile İngiltere arası tarifesiz ve 1 Ocak 2021 tarihinde yürürlüğe giren ve tüm sanayi ile tarım ürünlerini içeren bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanması sonucu ortadan kalkmıştır. Bu anlaşma ile ortaya çıkması muhtemel mali kayıplar bertaraf edilmiş ve Türkiye’nin önemli ticari ortaklarından biri olan İngiltere ile ticari ilişkilerin devamlılığı sağlanmıştır. Dolayısıyla iki ülke arasında devam eden ticari faaliyetlerde ise herhangi bir hak ve süre kaybı riski de bulunmamaktadır. Gerçekten de uluslararası ticaret çevreleri bu anlaşmayı “devamlılık anlaşması” olarak nitelendirmişlerdir.

Kapsam: Söz konusu anlaşma,

  • tüm sanayi ürünleri ve,
  •  işlenmiş tarım ürünlerini kapsamaktadır. 

Bu bakımdan anlaşma ile sanayi ürünlerinde gümrük vergileri sıfırlanmış, tarım ve işlenmiş tarım ürünlerinde ise Gümrük Birliği Anlaşması ile sağlanan “tavizli tarife oranları” ticari ilişkilere aynen uygulanmaya devam etmiştir. 

Ancak bununla birlikte, AB ile gerçekleştirilen ve halen yürürlükte bulunan Gümrük Birliği anlaşmasında hizmet ve yatırım sektörleri dahil olmadığı için, bu sektörler şimdilik serbest ticaret kapsamına dahil edilmemiştir. 

Buna rağmen Birleşik Krallık Uluslararası Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, iki ülkenin bu sektörleri de anlaşmaya dahil etme konusunda daha geniş bir çalışma hazırladığı belirtilmiştir. Zira anlaşmanın gözden geçirme hükmü çerçevesinde, anlaşma kapsamının 2 yıl içerisinde yeniden görüşülmesine ilişkin düzenleme yer almaktadır.  Yine de hizmetler, tarım, yatırımlar, elektronik ticaret gibi güncel ticari konuları üzerine planlanan derin ve kapsamlı bir ticaret anlaşmasının yapılması uzun bir müzakere sürecini gerektirmektedir. 

 

Türkiye Açısından Getiriler: Türkiye ile İngiltere arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması; Brexit sonrası iki ülke arasındaki ticari belirsizliği ortadan kaldırmış olup mevcut Gümrük Birliği Anlaşması kazanımlarını da korumaktadır. Bu durum ihracatçıları olası ek vergi ve yaptırım yükünden kurtaracak ve menşei koşullarından etkilenilmesini engelleyecektir.

İngiltere’yle bu tarz bir anlaşmaya varılmamış olsaydı, Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallarına uygun olarak ama gümrük ücretlendirme tarifesi üzerinden iki ülke arasında ticari faaliyetler sürdürülecekti. Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde bu risk ortadan kalkmış oldu.

Serbest Ticaret Anlaşması’ndan Kaynaklanan Uyuşmazlık Halleri: Anlaşma hükümleri uyarınca, Türkiye ve Birleşik Krallık arasında doğabilecek olası bir hukuki uyuşmazlığın çözümünde, “Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması Usulü (AHM)” uygulanacaktır. Anlaşmazlıkların Halli Usulü, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) üyesi ülkeler arasındaki ticari anlaşmazlıkların en kısa sürede ve kesin olarak çözüme ulaştırılmasını amaçlamaktadır. 

AHM usulü sonucu herhangi bir çözüme ulaşılmadığı takdirde, DTÖ çözüm yolları geçerli olacaktır. Zira DTÖ, uluslararası ticaretin sürdürülebilirliğini sağlamak ve ülkeler arası ticari ilişkileri kolaylaştırmak suretiyle belirli kurallar çerçevesinde küresel ticaret hacmini arttırmayı hedeflemektedir.

Buna göre, DTÖ üyesi iki ülke arasında meydana gelen bir hukukî uyuşmazlığın çözümünün ilk adımı danışma aşamasıdır. Bu aşamada uyuşmazlık çözülürse hukuki süreç son bulacak; çözüme ulaşılamamış olması halinde ise, taleple bağlılık ilkesi çerçevesinde hukuki uyuşmazlıkların çözümü için kurulan Anlaşmazlıkların Halli Organı (AHO) anlaşmazlıkların halli konularını görüşmek ve yönetmek üzere toplanacaktır.

 

Türkiye ile İngiltere İlişkilerinde Serbest Ticaret Anlaşması’nın Genel Bir Değerlendirmesi

Serbest Ticaret Anlaşması ile birlikte gelinen noktada gerek Türkiye gerekse Birleşik Krallık ticaret bakanlıkları tarafından yapılan resmî açıklamaların da etkisiyle piyasalarda olumlu bir hava hâkim olmuştur. Zira Türkiye’nin İngiltere ile serbest ticaret anlaşması imzalaması, küresel piyasalara da verilen olumlu bir mesaj olarak önem kazanmaktadır. Öyle ki Japonya, Kanada, İsviçre ve Norveç ile varılan anlaşmaların ardından İngiltere, en büyük ticaret anlaşmasını Türkiye ile yapmıştır. Böylece dünyanın önde gelen ülkeleri ile birlikte Türkiye’nin de adının yer alması, Türkiye’nin yabancı yatırım çekme potansiyelini arttırabilecektir.

Yine de birçok ekonomi otoritesince, İngiltere ile Türkiye arasında 2017 yılından itibaren yürütülen müzakerelere rağmen Serbest Ticaret Anlaşması’nın kapsamı bakımından, AB’yle mevcut anlaşmayla kıyaslanınca büyük yenilikler içermediğine dikkat çekilmektedir. Bu bağlamda İngiltere’yle imzalanan anlaşma, kapsamı itibariyle AB’yle hâlihazırda mevcut olan ve Türkiye’nin güncelleme talep ettiği anlaşma boyutunda kalmaktan öteye geçememektedir. Gerçekten de iki ülke arasında varılan anlaşmanın kapsamı, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği Anlaşmasına sınırları itibariyle çok benzemektedir. Tarım ürünlerinde tam bir serbestleşmenin olmaması, hizmetler sektörünün anlaşma dâhiline alınmaması gibi durumlar Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ticari ilişki çerçevesinde de bulunmaktadır.

Özellikle iki ülke makamlarınca yapılan açıklamalarda “tarım” ifadesi sıkça kullanılmış olsa da bazı otoritelerce Türkiye’nin aleyhine olacak şekilde bu tanımın belirsizlik yarattığı ve tam bir gümrük birliği sağlamadığı belirtilmektedir.  Nitekim İngiltere’yle yapılan anlaşma kapsamına tüm tarım ürünleri değil, yalnızca ‘işlenmiş tarım ürünleri’ dahil edilmiştir.  Ancak ekonomistlere ve ihracatçı birliklerine göre, Türkiye’nin işlenmemiş tarım ürünleri için gümrüksüz pazar oluşturması asıl olan husustur. Bu nedenle İngiltere’yle hizmetler, yatırımlar, tarım ürünleri, e-ticaret kapsayacak şekilde anlaşmanın genişletilmesi gerektiği de şüphesiz olsa da İngiltere ile imzalanan ticaret anlaşmasının, Avrupa Birliği ile mevcut gümrük birliği anlaşmasına paralel olması da ticari faaliyet ve ilişkilerin geliştirilmesini sınırlamaktadır. Kaldı ki Türkiye ekonomisi açısından da anlaşmanın “serbest ticaret için menşei koşulu” getirmesi de bir dezavantaj oluşmaktadır.

Ancak belirtmemiz gerekir ki Serbest Ticaret Anlaşması’nda düzenlenen 2 yıllık süre içerisinde ticaretin sınırlarının da genişletilmesi söz konusu olabilecektir. Dolayısıyla ilerleyen süreçte tarım ürünlerinde bir serbestleşme ve hizmetler ticaretinin de bu kapsama dahil olması beklenebilir.

SONUÇ: 

2017 yılından bu yana devam eden Brexit süreci, uzun yıllardır Avrupa Birliği ile entegre halde yaşayan Birleşik Krallığı, artık tek başına dış ülkelerle yeni ilişkiler kurmaya yöneltmiş ve ticaret, eğitim, göç vb. birçok alanda yeni sistemlere geçilmesine sebep olmuştur. Ne var ki sürecin belirsizliği, özellikle Türkiye açısından ciddi risk faktörleri doğmasına yol açmıştır. Ancak gelinen noktada, İngiltere ile AB’nin ticari ilişkilerini düzenleyen bir ticaret anlaşması üzerinde mutabık kalması, Türkiye’nin de İngiltere ile olan ticari ilişkilerinin bir serbest ticaret anlaşması ile düzenlenmesinin önünü açmıştır.

 İki ülke arasında geçtiğimiz günlerde imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması ile iki ülke arasında planlanan yatırımlar için güven ortamı sağlanacağı ve doğrudan ve dolaylı ticari faaliyetlerin artabileceği öngörülmektedir. Ancak bu anlaşma, AB ile Türkiye arasında mevcut Gümrük Birliği sınırları çerçevesinde muafiyetler getirdiğinden, henüz istenen etkiyi sağlamamıştır. Nitekim anlaşma kapsamına sadece işlenmiş tarım ürünleri ile sanayi ürünlerinin dâhil edilmesi ve hizmet sektörünün dışarıda bırakılması birtakım sorunlar teşkil etmektedir. Yine de iki ülke arasındaki ticaret faaliyetlerinin aksamadan devam edecek olması ve gümrük muafiyetinin sağlanmış olması ihracatçılar tarafından olumlu karşılanmaktadır. 

Diğer yandan Türk vatandaşlarına İngiltere’de çalışma ve oturma hakkı veren Ankara Anlaşması’nın yürürlükten kalkmış olması ve henüz yerine belirli bir yöntem sunulmamasından ötürü de sorunlar yaşandığı görülmektedir. Bu anlamda İngiltere’de uygulamasına geçilen puanlı göç sistemi gerek yaşam ve iş kurma gerekse İngiltere’de eğitim koşullarını zorlaştırmaktadır.

Her iki ülke bakanlıklarınca karşılıklı olarak yapılan resmî açıklamalar neticesinde gerek ticari gerek eğitim, göç vb. sosyal alanlarda, 2 yıllık bir dönem içerisinde daha kapsayıcı düzenlemeler üzerinde mutabakat sağlanabileceği öngörülmektedir. Zira derin ve detaylı bir anlaşmanın düzenlenmesi ile ticaretin daha da geliştirilebileceği kaçınılmaz bir gerçektir.

 

Avukat Nilsu Sertoğlu

Bizi Tanıyın

Biz iş dünyasının hukuk danışmanıyız.

Türkiye’de sürdürülebilir büyüme, gelişme ve istikrar içerisinde iş yapmanın nasıl bir emek ve özen gerektirdiğini iyi biliyoruz.

Güncel Yazılar

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin